Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YAZIK

Bir bir sayıyorum hatıraları  Her bir nefes alış verişini hesap ediyorum Unutmamak için kafama kazıyorum sesini Ben senmişim bunca zamandır  Bunu da yeni fark ediyorum. İnsan kaybetmeden bir şeylerin değerini anlayamazmış O yastığa başını yalnız koymadan ne kadar tek olduğunu kavrayamazmış Bir sağıma bir soluma baktım kimseler yok Şimdi mi anlamalıyım yalnızlığımı? Ses nefes yok! Ömrüme karıştırdım seni Beni unuttum; senle yoğruldum Seninle var ettim kendimi Sanki biraz da yazık ettim beni... Unuttum bir köşede kendi benliğimi.

BİLİNMEZ SOKAKLARA

Resim
 Vurdu deniz kıyıya dalga dalga Alıp götürürcesine, kırarcasına... Aldı ömrünü götürdü uzaklara Buldun kendini dünyanın bir ucunda Şimdi değil biraz zaman önce Ruhun bedene kavuşmadan önce Biri girer göz hizana  Tanıdık ama bu dünyadan değil sanki Dedim ya deniz geldi götürdü seni Dalga dalga uçsuz bucaksız gönül sokaklarına...

ÇARE

  Yüzümüz kara Her yer kara Sahipsiz kalmışız kendi evimizde Komşumuz nefret edermiş bizden Bilememişiz... Bir kuru ekmeği paylaşınca gözü kalırmış orada Anlamamışız... Dedim ya aslında bir değilmişiz Hiçbir zaman olamamışız Felaket diyorlar; yıkıntılar her yerde Hayatları da kendi ile birlikte götürdü toprak Ondan gelmişiz ona dönmüşüz ne çare... Elbet bir gün gün ayacak bizim için de Yerin yuttuğu ömürler şikayetçi olacak her birinizden Çalan da çaldıran da Rahat yüzü neymiş unutun, aynı bizim gibi... İster ihmal de ister cinayet Kim kardeş kim değil göründü sonunda Menfaat için gözümüze üfleyen Aslında ölsek bir damla su vermezmiş anlamış olduk Biri görüntü derdinde; öbürü rey Olan yine bize Karamsarlık bizimle Meğer ne de öksüzmüşüz kendi evimizde...

NEDENSİZ YALNIZLIK

Resim
  Işıklar söndü Hayat devam ediyor Giden gitti Tutamıyorsun ki yolu olanı Arkada kalanlara selam olsun Sonu gelmeyecek bekleyişimiz bugün başlıyor Sabahı olmayan derin gecede Yazına kavuşulamayan bu zemheride Aşığın maşuğu olmadığı bir cihandayız İşte şimdi başlıyor bitmeyecek yalnızlığımız. Nedeni belirsiz ayrılıklar Bir türlü kurumayan yaşlar Olmayan umutlar var ve de, Ayrılık var bu hikayede... Sessizce yıkılan duvarlarla birlikte Beceriksizce sahip olunan hisler var bu hikayede. Ne yapayım bilememişim Öylesine cahil kalmışız gönül işlerine...

ANLATAMIYORUM

  Tutunamıyorum hayata Akıp gidiyor ömrüm durduramıyorum. Daha başlayamadığım hikayem noktayı koyuyor Tutun onu, ben beceremiyorum. Yattığım yerden kalkamıyorum Çakılıp kalmışım, kolumu bile kıpırdatamıyorum. Hasta olan bedenim değil ruhum İyileştirin beni, ben yapamıyorum. Kalıcı yaralar var içimde Kalbim kararmış silemiyorum. Ne olur biri anlasın beni, Ben kendimi anlatamıyorum...

KAYBOLAN

  İnsan kendini kaybetmiş Soluğunu almış bile hiçlikten Çevresine bakar öyle boşu boşuna Anlamaz olan biteni Derken bir ses fısıldar kulağına duymak istediklerini İşte bu kendini kandırma dürtüsü  Hayal diyarının bin bir türlü türküsü Deniz kızlarının şarkısı bu ama  Orada bir koku var Ölümün acı kokusu... Kaçınılmaz arzu ile harmanlanmış bu koku. Zıtlıklarla var olmuş  Olmayan diyar... Hiç duyulmamış nağmeler İkiye ayrılmış hayat algısı Bilinmez, anlaşılmaz her şeyin kendisidir bu İnsan kendini kaybetmiş Arar en olmadık yerlerde Deniz dalgalarıyla gezintiye çıkmış ruhu Çocuk kahkahalarının yükseldiği yere doğru... Umut bağlayabilir mi kendine insanı? Gösterir mi dünyayı pembenin tonlarında? Gözyaşlarının kuruduğu bu dünyaya can suyu, Parçalanmış ömürlere ikinci bir şans olabilir mi? Sonu gelmeyecek gibi olan bu buhranlar da Sorular da çok, sorular da cevapsız... Ben kimim ki bileyim bunca şeyi? İnsanım ben de kaybetmişim kendimi...

BİR EFSUNDUR YAŞAYABİLMEK

  Yaşamak seyircisi olduğumuz şu cihanda ne de büyük nimet Nasıl bir efsundur şu mutluluk Ne de zordur gülümsemek her ne olursa olsun Huzur hem uzak hem de imkansızdır Susuz kalmış bir bedevi serabıdır bize, Buradan görünen vaha mıdır çöl mü? Ah kokusunu alabiliyorum o kum zerresinin Sana can suyudur ömür, bana kapkarasından veba Sevin ki sevilebilin denir Kim söylemiş bu hilafı? Sevdim, gerçekten bir yemin kadar çaresizce sevdim Öylesine ki, yaratana yalvarırcasına sevdim Belki de becerememişimdir kimler bilsin halimi? Söylerken bile sesim titrer, kimler  nasıl anlasın mecalimi? Şu kısacık hayata sığar mı kurduğum düşün? Aldığım nefese karışır mı ruhun? Alır mı gönlün beni bir köşesine, sanmam... Saklısın bende, en ücra yerimde İnceden bir kor kokusunun olduğu yerde Kimselere anlatılamayacak bir sırsın sen  Mahcup bırakıyorsun beni  Aynalara bakamıyorum utancımdan  Bulamıyorum kendimi orada Ben sanırım hala sen sevdasındayım Tıkandım kaldım senin mal-i hülyana ...

SÖYLENMEMİŞ

  Birer birer kopuyor Tutamıyorum olmuyor. Bu giden nedir göremiyorum Anlayın beni yapamıyorum. Azabım sustuklarıma mıdır? Sessiz kalmalarıma mı bunca eziyet? Bir hayaldi yaşanamadı tabi Mutluluk yine çok görüldü bize, olsun... Herkes yaşarken izlemek düştü hanemize Solmuş çiçeklerim elimde Savrulup giden hayatım hala içimde ukte. Yas sarmış yine melcemizi Küf tutmuş ahval-i ruhiyemizi Şimdi vakit net, akmakta Yol da belli, gidilmeli Susma artık ey ruh-i revanım Gel de götür beni kendinle birlikte Söylenmedi söylenecek olanlar, bekle Anlaşılmadı sözler, öyle ya Yaşanamadı bir türlü yaşanacak olan Sevemedi daha iki kalp birbirini, öyle değil mi?

ACIMDAN TANI BENİ

  Sahici acılar barınırmış yüreklerinde hiç çocuk olamayanların Büyümek zorunda kalanlar bir başka ağlarmış Öylece durur da gülerlermiş her acıya Ama öylesine akıtıverirlermiş damlalarını olmaz olasıca bir buluta Söylenemeyecek buhranlar taşırlarmış  Sırtlarında kambur olurmuş aldıkları her nefes Öyle ya, rüya da neymiş kabuslar boğarmış uykularını Anlarlarmış bir bakışta kendilerinden olanı İnsan insanı acısından tanır derler, Telkin verirlermiş kendilerine  Fısıldarmışlar her boşlukta ruhlarına -Yalnız değilsin... Neden ben diye isyan edecek gibi olurlar ve Yine ve yine yutkunurlarmış haykırışlarını Dualarının gidişatı hep aynıymış Alamayacakları intikamın dilekleri de Dedik ya insan insanı acısından tanırmış  İşte buradayım! Acımdan tanı beni de hadi! Fısılda tüm benliğime yalnız değilsin diye...

KARANLIK KALP AĞRISI

  İs sarmış yüreği Gece gündüz geçmiş art arda Yaşanmış hayaller fazlasıyla Küsmüş içimdeki çocuk  Artık geri dönmede ne fayda Acıtır elbette Görebiliyorum ruhundan kalan boşluğunu Sızlayan yaranı, Akmakta olan kanını hissedebiliyorum. Sen mi ben mi kavruluyoruz bilmem ama Öyle bir sarmış ki bu od etrafı Göz gözü görmez olmuş Her yer duman! Sabırsız halim öylesine hatalı Çocuk aklım beş karış havada Ne de ağır şeymiş bu yeni fark ediyorum. Hiç de iyi bir dost değilmiş hayat. Bak nasıl da geçivermiş ardına bakmadan Sızlanmakta olan ben arkasında ağlamaklı Aklımda sorular,  Cevaplayacak olan kim? Burada birçok düğüm var ama,  Çözebilecek olan kim?

HAYALLERİMDEKİ SEN

  Gönlüm eziliyor Hayallerim şekil değiştiriyor Sen oldukça Sahipsiz kalbimin boynu bükük  Öksüz yetim duruyor orada Sessiz sakin hayatımın zelzelesi  Yine yaptın bak Yıktın bitirdin her şeyi Gözlerim uzaklarda çok uzaklarda Az daha zorlasa sana gelecek Sen ki gönlümün geriye kalan son yıkıntısı Ne olur yık o son duvarı da  Baktıkça beklentiler dolduruyor her yanımı Hayalin bile güzeldi oysa Keşke hayal olarak kalsaydın Biliyorum yoksun anlayabiliyorum Ama yoksan bile varlığına ihtiyacım var Çok yazık...

İNCE KORKULAR

  Sessizce göçüyoruz bu dünyadan Sanki hiç var olmamış gibi Kalır mı bizi hatırlayacak tek bir kişi? Geçer mi adımız birinin yüreğinden? Yaşamadan ölenler anlar ancak beni İçinde kopan fırtınaları yine içinde dinenler anlar Söyler belki ne dediğimi Ancak sahipsiz yürekler bilir ne hissettiğimi Gece biter, bahar geçer Zaman dolar, yol görünür 63'müş haddimiz öyle göçtü Peygamber Kim bilir Allah'tan başka haşa Haddi aşmadan çıkarız belki yolumuza

ANLAT

  Gözlerimden akan nedir? Acılar mıdır onları var eden? Yanaklarımdan aşağıya doğru yakarak ilerleyen nedir? Boşa geçen günlerim midir bu süzülüp giden? Anlasana ben koskoca bir yokluğum Baksana bana sadece boşluğum Hayatım başlamış anlamamışım Çoktan bitmiş de farkına varamamışım Ama sen yine de anlat bana Anlayamayacak olsam da...

SONUNDA

  Uzatsam kollarımı sana Tutabilir misin? Versem tüm sırlarımı  Saklayabilir misin? Paylaşsak acılarımızı, Kaldırabilir misin? Fısıldasam tüm hayatımı sana Beni duyabilir misin? Yollar pek bir çekiyor seni Gidecek gibisin utanma Durdurmam seni inan bana Kararlıysan ardına asla bakma Ben şair değilim ki, sen şiir olasın Ben sanki ben miyim ki benim kalasın  Gözün ardında kalmasın  Ben Leyla değilim ki sen Mecnun olasın Hikayeler anlatılır, elbet gelinir sonuna  Sonun geldiğini fark edemem ki ben Bitse bile dinlemeye devam ederim Kesilse de ses soluk yine de beklerim Ben anlayamam sen söyle bana Peki, ne kadar yakınım ki sonuma?

ALEV SAÇAN DÜŞLER

  Hayallerimin peşindeyim Ara vermeden ilerliyorum bu ütopyaya Belki kocaman bir balonum olur uçarım onunla Ayaklarım yerden kesilir bir anda Rüyalarla beslenmiş diyarlara varırım anında. Hatta ve hatta sığamam bedenime belki Öyle ya, dar gelir bana böylesi. Mutluluk isterim en önce Huzur ve güven isterim Açarım kollarımı neşeli yarınlara Düşlerim yemyeşil sonsuzluklarda Ben bilirim kendimi duramam buralarda... Kendime yeni rotalar belirlerim Yeni masallara doğru rotalar... Altından taht istemem merak etmeyin Kral olmakta gözüm yok Kraliçelik de dursun bir yanda; İstemem Ben çok daha farklı bir şeyi düşlüyorum Çok daha farklı... Anlayın artık  Kendime ait krallıktayım ben, Kendi krallığımın ejderhasıyım ben!

IŞIĞINI BULMA DUASI

  Bir hayat nasıl yaşanır? Hangi kararlar pişmanlıkla kavurmaz? Günaha batmış bu ömür nasıl çıkar düzlüğe? Yâr'i anmaktan ihya eden şu kalp Nasıl temizlenir ziftinden? Tekrar tekrar günaha düşen şu nefsi, Hangi ibadet arındırabilir ki şükürsüzlüğünden? Semaya açılan bu eller hak edebilir mi bunca nuru? Elden gelen yalnızca ümit edebilmektir Od bağlamış şu ruhu biraz olsun söndürebilmek Sadece Allah'tan medet umup; Kalplerimizi ancak Allah'ı anmakla tatmin edebilmekle olur. Kim bilir? Belki de yolumuz böyle ışık bulur.

HANİ NEREDE

  Salıverilen duygular yönetti yine beni Atıp gittiğin, ardında bıraktığın yıkıntıdaki duygular... Bir daha olmayacak huzurun gölgesini istiyorum Aslı gelmeyecek mutluluklarda gözüm. Sabahsız dar vakitteyim Göğsümdeki ağırlık aynı yerinde Sabırsız ruhum göçüp gitmeye istekli Sahipsiz halim olduğu yerde Sessiz, sedasız pek bir tenha Dışarıdaki kalabalıklar nerede? Ne bu yalnızlık? Cevapsız sorular, sonu gelmeyen noktalar... Bana göre değil bu haller Yeniyim  bu işlere, ayrılıklara Duyamıyorum neşeli kahkahaları Göremiyorum mutlu yarınları, Soruyorum kendime neredesin? Nerede?

KADIN

  Kadın çok seviyordu belli ki Unutamayacağını biliyordu sanki ama Gidiyordu, bir daha geri dönemeyeceğini, Kimsesiz kaldığını bile bile gidiyordu. Kadın acı çekiyordu belli ki. Unutuyordu belliğini Siliniyordu hayalleri Sıfırla bir olmuştu sanki hayatı Kadın sığamıyordu dünyaya belli ki Dünya sığıyordu küçücük karnına  Ama o sığamıyordu koskoca dünyaya O dünyayı istiyor, fakat dünya reddediyordu sanki. Kadın özeldi belli ki Yaradılışında vardı bu Korkaktı bedeni ruhunun aksine Ama ruhu korkuyordu bu kadının sanki Kadın veda ediyordu belli ki  Dünyaya, sevdiğine, varlığına... Sonsuz olacaktı, yani öyle umuyordu. Bu bir yaşama veda, sonsuzluğa merhabaydı sanki...

BU YOLLARIN ÇIKIŞI

  Hatasız kul mu olurmuş sözünün olmayan noktasındayım. Sonu hayırsız yollar çeker beni Sabırsız saflığın son noktasındayım. Lale devrini yaşıyor gönlüm şu sıralar. Aklı göstermelik neşede, kalbi yalnız Hatalar çekti kendi yanına beni, oradayım. Adı konulmamış aşklar besliyorum yüreğimde İsyanım hep buna, bilmediklerime. İnsanız ya işte, istedik yine. Benim yolum ıssızlığa doğru, baksana Sebepsiz hatalarım hep aşktandır anlasana Ruhum da ben de biliyoruz, Bu yolların çıkışı hep sevdayadır. Görülmeyen ışık hep yolun sonundadır aslında...

SEN BAKMA BANA

  Bedenim biçare yerlerde Kalbim taşlaşmış bakılmaz yüzüne Ne nur kalmış içimde ne umut Kaç Fatiha okusan yeter ki bu cana? Ruhuma sinmiş kokusu günahın... Hangi yakarış affedilişi hak eder ki? Sen bakma bana, benim benliğim kalmamış Ey Allah'ım el açmışım sana  Her zerrem emrinde avare Yeter ki ruhundan üfle bu nacizane bedene. Kaç rekat yeter ki işlenmiş bunca günahlara? Alnımız yapışsa o secdeye, Ödeyebilir miyiz ki kalbin tek bir atışını? Söyle bana ey ruh, Anlat bana çaresizliği. Kaç yıl oruç tutsak affedilir ki içimizdeki zift gibi şeytan? Ama sen yine de bakma bana, Benim içim yaşlanmış. Hangi ağlayış duyulur ki? Zaten nasıl hesap vereceğiz, söyle bana Fakat sen yine de aldırma bana...

GERİDE KALAN

  Kelimeler ile yaşar bazı insanlar Hiç bitmeyecek hikayeleri vardır onların Konuşur konuşur dururlar da, Nice savaşlara gebedir kelimeler İki dudağımızın arasındadır akıbet Bir düşünsene yaşanmamış aşkların hikayesini, En güzel masal henüz yazılmamış olandır En derin şiirler acı ile yoğurulandır En yaralı ağıtlar ise göz yaşlarının feryadı... Belki sabah olmayacak, yarınlar hiç var olmayacak Sahipsiz kelimeler, yazılmamış şiirler Henüz verilmemiş bir soluk, Boğaza dayanmış bir ruh kalacak her şeyden geriye... Elbet bir gün!

BENİM İŞİM

  Sonbaharın yaza duyduğu özlem gibi Dünyanın barışa hasreti misali  Özlüyorum seni,  Sanki başka hiçbir şey bilmezmiş gibi. Kanım çekiliyor, Ruhuma dar geliyor bedenim Arafta kalmışım gibi, anlayamıyorum olan biteni Yanlış anlama sakın beni  Kalbim haykırıyor ben değil. Deli gibi özlüyorum seni Dünyam dönüyor dönmesine ama yörüngesi hep seninle olan hatıralarda. Sanırım alın yazım bu benim Kardelen misali kalbim Zemheriyi yenebilecek kadar güçlü İhanete uğrayacak kadar saf Ve hala Hercai'yi özleyebilecek kadar da aptal Geceler benim, gündüzler seninle olsun  Gittiğin yerdeki yazları topla ki bari kışlar benimle olsun Aklında bulunsun, sakın arkana bakma dönmeyeceksen. Vicdanına dur de eğer sana beni fısıldarsa Ve hasretimle baş başa bırak beni Sen hayatına bak boşver geride kalanı aynı gittiğindeki gibi Özlemek benim işim Unutma ki gidene ağlamak benim kendi seçimim Biten hikayeme olan borcum bu benim...

BENDEN SANA

  Aşk sensin bana Ne az ne de çok sadece sen Hayallerim senin kıskacında Anla artık beni  Ruhumu arama başkasında... Avuçlarındaymış gibi mutluluğum. Sunmuşum kendimi sana fütursuzca Kendimde hiç ben kalmamış gibi. Arıyorum ruhumu bedenimde, çoktan gitmiş serseri Kabul et onu, dönüp dolaşıp yine sana gelecek Bu koca boşluğa salma onu, ne olursun Çoktan sana varmıştır zaten... Korkum boşa değil biliyorsun sen de  Olmayacak duaya amin dedi çoktan gönül Sel olmuş sana geliyor Seninkinin yamacına al benimkini Orada bak, yaklaşıyor! Aman uyandırmayın beni ölüm uykumdan Bir hayale bağlanmışım Varolmayan aşka düşmüşüm ki çoktan ben. Feryatlara gerek yok. Namım kalmamış dünyada. Benliğim kaptırmış kendini olmayacak olana Kucak aç benden sana gelene, Tamamla yarım kalmış olanı. Fakirliğimin kusuruna bakma ne olur. Sadece sen kalmışsın bende Efsanelerdeki aşkı bilemem, anlayamam ben. Bende aşkın tek tanımı var. O da sensin; Aşkın tek adı sensin kalbimde.

SESSİZ ÇIĞLIK

  Bana bakan bir çocuk var ağlamaklı Çok korkmuş belli ki Gözü arkaya bakmaya korkuyor. Her şey korkutuyor onu, kalbi titriyor. Belli yaşayamamış bazı şeyleri; Mutlu günleri, huzurlu saatleri... Karanlıkların ardından gelen küçük bir ses var. Dile dökemediklerini haykıran bir yürek var. Deli gibi sarsak bir ruh, Belki de hiç gelmeyecek yarınları var. Elde kalmış titrek çocukluk, Bedeninin kaldıramadığı olgunluk, Göz göre göre kayan bir hayat, hayatlar var. Diğer tarafta da kör, dilsiz ordular! Sahipsiz yaşamlar pek bir çelimsiz, Uyuyanlar bizde olmaz demekle meşgul. Sanki pek bir uzakta, kimsecikler bilmiyor. Burnunun dibindekini görmekte nedense insanlar pek bir zorlanıyor. Sizi dilsiz şeytanlar! Susmaya devam edin. Bugün görmezden gelip de bilmediğiniz yarın belki de sizin de sinenizi yakacak... Orada işte bak! Kimsenin görmek istemediği bir çocuk var. Dağlar taşlar dile gelecek de; Susmaya devam eden niceleri var. Şeytana görev bırakmayacak varlıkların soyduğu, Yaşanamamış hayat...

HAYAT RESMİ

 Bir köşede oturmuş bekliyor, Gelecekte geçmişe ışık tutacağından habersiz bir şeyler karalıyor. Belki bir mecnun, belki bir alim, kim bilir? O bile kendini bilmiyor. Derken uzaklardan bir ses haykırarak yaklaşıyor.  Hayatın zorluğunu, ekmek teknesini sırtında taşıyor. Bizim meczubun gözleri adamda takılı kalıyor. Bir anlığına kendisini anımsıyor, Başlıyor defterinin bir köşesinden ilmek ilmek işlemeye. Gören yok onu, sanki hep orada olmalı, Yerdeki bir taş misali kimse yadırgamıyor.  O hep oradaydı, Be orada olmaya da devam ediyor...

BOMBOŞ

Gözlerini araladı. Perdenin arasından sızan güneş ışığı tam da yüzünün ortasına denk geliyordu. Rahatsız olarak diğer tarafına döndü ve uykusuna geri dönmeye çabaladı. Diğer tarafına dönmeden hemen önce telefonundan saate bakmıştı ve daha kalkma vaktinin gelmediğini gördü. Sonuçta hafta sonuydu ve hafta sonu geç kalkılırdı. İçinden saymaya başladı. 1,2,3.. 33, 34...60 61... İçinden saymak onu rahatlatıyordu. Bu, neden yaptığını bilmediği fakat sık sık yaptığı bir şeydi. Ne zaman stresli hissetse, ne zaman korksa, bazen de öylesine, hep sayardı. Neden bilmiyordu. Belki de o anın ne zaman biteceğini hesaplamak ona zevk veriyordu. Derken aklına küçüklüğü geldi. Dayısının evinin bahçesinde kuzeniyle oynadıkları zamanlar gözlerinin önüne geldi. Nedense geçmişi hep parça parca hatırlıyordu. Kafasında dönüp duran bulutlar misali sisliydi hatıraları. O bunları düşünedursun uykusu kaçıp gitti. Uykusunun kaçtığını kabullenip gözlerini tekrar açtı ve eline telefonunu aldı. Her seferinde ne güze...

YALNIZLIK; GEÇMİŞ, ŞİMDİ VE YARINLARDA

  Yoktum, Biliyorsun sen de, ben hiç yoktum. Vakit akıyordu, bedenlerimiz birlikte, Nefesim nefesindeydi, hatırlıyorsun. Ama ben orada da yoktum. Öyle yada böyle geçiyor zaman. Yalnızlık yanımızda, boşluğumuzu paylaşıyor.  Biz yan yana yalnızdık seninle, anlıyorsun. Asla var olamadık birlikte. Ruhum üşüyordu; ruhun ısıtmıyordu ki... Sahibi olmayan yarınlarda yine seninleyiz, görebiliyorsun. Böyle böyle ıssızlaşıyor insan... Sen kendi hikayendeydin, ben de kim bilir nerelerde... Geçmiş, şimdi ve yarın Olmayan öykülere kahramanız yine Henüz yaratılmamış bedenlerdeyiz belki de Ruh üflenmemiş toprağızdır bir yerlerde, kim bilir? Seninle birlikte daha da yalnızız biz, hissedebiliyorsun. Geçmiş, şimdi ve yarınlarda yine birlikte...

İLKİN SONU

  İlk anım, ilk bakışım İlk ait oluşum Ellerimi uzatsam ulaşacak olduğum İlk şiirim, ilk gerçeğim Hayata ilk merhaba deyişim. Son bir gülücük bırak bana; Dönüp bakınca ardıma, özlemimi körükleyebileceğim. Son bir umut bırak bana, Kalbimi tamir edebileceğim. Son bir sır bırak bana, Hala sana ait hissedebileceğim...

YALNIZCA

  Bir şiir ol benim için. Gönlünün mabedine al beni. Sessiz sedasız ve de yalnız... Kalbinin kırıntılarında; Bir kafiye ol benim için...

ANLAMSIZ

  Gider gelir insanlar fütursuzca.. Her birinde ayrı telaş, Ayrı heyecan.. Sonra biri görünür yavaşça Pek bir heyecansız, pek bir ölü... Yalnız dilinde bir türkü Başı yerde; aklı havada Dili türküsünü söyler, söyler ama Sanki nağmelerde kaybolurcasına Gözün üzerinde Derken atar kendini bir kuytuya Gözünden süzülen damlayla...

SORULAN SORULAR VE OLMAYAN CEVAPLARI

  Aldığım her nefeste yanıyorum, Aklım almıyor olan biteni Ne ara geçti bunca zaman Hangi vakitte düşüverdik bu hale? Nasıl karardı kalbimiz de, Biz fark edemedik? Dünya derdi öylece kaplamış bizi de Biz hala bu kadar avare Gözümüzün feri ne zaman söndü ki bu denli? Çevremizle nasıl koptuk bu kadar ki, Koca koca canavarlara dönüşmüşüz. Yeni yeni farkına varıyorum kendimin Mal mülk denen o bataklığa düşeli, Baya da olmuş ben fark etmeyeli. Ömrümüzün hangi ikindisinde bilemem, Nasıl çıkarız düzlüğe? Neresinden başlarız kalbimizi ziftinden temizlemeye?

YABANCI

  Kendine küsmek gibi mesela Adını koyamadığın bir his Yabancılaşmak çevrenle yani bir nevi... Ellerime bakıyorum, Oradalar ama benim değiller sanki. Şaşırıyorum. Ait değilim buralara, bir türlü olamamışım gibi Bedenim reddediyor ruhumu Benden değilmiş misali... Sahi, ben kimim ki? Anlayamıyorum, anlatamıyorum derdimi. Yorulmuşum, her halimden belli. Benliğim kalmamış içimde  Neyi bilmem ama Bekliyorum bir türlü gelmeyeni...

SAHİCİ ÇIĞLIKLAR

  Çıkmaz sokağın en sonunda bekliyorum. Neyi beklediğimi bilmeden Saf bir teslim oluşla, Sessiz sedasız ve de yalnız... Sabah olmuş bile ben fark edemeden. Solmuş gitmiş bir zamanlar ışık saçan gözlerim. Benliğim sinmiş bir köşeye çaresizce Amansız dertlere sürüklemişim ben kendimi, Sonu gelmez çaresizliğe... Doğmayan gün, sona gelmiş bir ömür, Baktıkça içimi sızlatan yazılar kalmış benden geriye. Hayatın daha başındayken gelmişim sona, Ağlarım yaşayamadıklarıma... Ardı arkası kesilmeyen acılar kaplamış en dipleri Geçmişten getirdiğim günahları yüklemişim sırtıma. Ne yaratılmışa bir faydam; ne de yaratana hesap verecek yüzüm var şimdi, İki dünyadan da nasibim kıt, Becerememişim yine bir şeyleri... Kaderimi zifte yazmışım Işıklar içinde nursuz bırakmışım beni Upuzun yollar içinde yurtsuz kalakalmışım. İnsan insanın kurdudur derler ya; Asıl ben kendimin kurduymuşum.