İlk Adım

     İnsan neden doğduğu günü hatırlamaz? İlk ağlayışını, ciğerlerine dolan o ilk havayı, annesinden gelen o ilk kokuyu? Neden unutmaya programlıyız bu kadar?  Asıl ilginç olan ise unutabilmeye olan muhtaçlığımızdır bence. Düşünsenize zaman bir şeylere perde olmasa nasıl hayatta var olmaya devam edebilirdik ki?  Geçmiş ağır bir yük olarak binerdi omuzlarımıza ve biz de altında ezilmekten başka çaremiz olmadan öylece sonumuzu beklerdik.

Şu an buradaki ilk yazımı yazmaktayım. Kafamda ne kadar albenili cümle varsa sanki içeri kaçmış gibi bir türlü parmaklarımdan dökülmüyorlar. Tüm gün çevremdeki insanları sinir edecek kadar ağdalı olan cümlelerim şimdi onlara ihtiyacım olduğundan mıdır nedir bilmem bir türlü çıkmıyorlar meydana. Neyse diyelim devam edelim yapacak bir şey yok sonuçta. 

Son olarak burada bulunmanın  asıl sebebi olan yazı ile yani şiir ile noktayı koymak istiyorum. Şiir benim için yaşam kaynağı gibi bir şey. Ab-ı hayatı bulmuş bir simyacı mutluluğu veriyor bana şiir. Yaşamadığım hayata bir pencere açıyor. Alamadığım nefesi sonuna kadar ciğerlerime dolduruyor. Lafı çok da uzatmadan kısa ama ilk adım olarak saydığım dizeler ile sizi baş başa bırakıp köşeme kaçmak istiyorum selâmet ile mutluluk ile kalın.                                   


İlk Niyet 

Bir şiir ol benim için 

Gönlünün mabedine al beni

Sessiz sedasız ve yalnız 

Kalbinin kırıntılarında 

Bir kafiye ol benim için...


Yorumlar